Menu
kuvayimilliyeistanbul
 

 



Ne Mutlu TÜRKÜM Diyene!

Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler,
asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye,
bizim yüksek idealimize durmadan,
yorulmadan yürüyecektir...


 
 


Milli Eğitim Politikamızda Eğitim Birliği olduğuna inanıyormusunuz?
EVET
%11,4
HAYIR
%82,6
FİKRİM YOK
%5,90
Toplam Oy : 254
Tümünü Göster »



 



Günün Sözü
Mutluluk sorunsuz bir yaşam değil, onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir. BROWN
Tarihte Bugün
  • Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası' nın açılışı (1935)
  • MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ KAHRAMANLARI

     Mareşal
    Mustafa Kemal ATATÜRK
    (1881-1938)
    Başkomutan

          Selânik`te doğdu. 1902`de Harp Okulunu, 1905`te de Harp Akademisini bitirdi. Trablusgarp, Balkan, I. Dünya Savaşlarına katıldı. Çanakkale cephesinde büyük başarı kazandı. 1915`te Albay, 1916`da Tümgeneralliğe yükseldi. Mondros Mütarekesi sonrası yurdun işgali üzerine 19 Mayıs 1919`da Samsun`a çıkıp Milli Mücadele`yi yönetti. 23 Nisan 1920`de Ankara`da TBMM`yi kurdu. I. ve II. İnönü Zaferlerinin kazanılmasını sağladı. 5 Ağustos 1921 `de Başkomutanlığa getirildi. Sakarya ve Başkomutan Meydan Muharebelerini zaferle sonuçlandırdı. 19 Eylül 1921`de Mareşal oldu, Gazi unvanını aldı. 29 Ekim 1923 günü TBMM`de cumhuriyetin ilânını sağladı. İlk Cumhurbaşkanı seçildi. Devrimler yaparak Türkiye Cumhuriyeti`ni lâik, güçlü, modern bir devlet haline getirdi. 10 Kasım 1938 tarihine değin Cumhurbaşkanlığı yaptı.

      Mareşal
    Mustafa Fevzi ÇAKMAK
    (1876-1950)

          İstanbul`da doğdu. 1896`da Harp Okulunu, 1898`de de Harp Akademisini bitirdi. Trablusgarp, Balkan, I. Dünya Savaşlarında görev aldı. 1918`de Genelkurmay Başkanı, 1920`de Harbiye Nazırı (Bakanı) oldu. Milli Mücadele`ye katılmak üzere 1920 yılında Ankara`ya geldi. Milli Savunma Bakanlığına getirildi. 1921`de Genelkurmay Başkanı oldu. Aynı yıl Orgeneralliğe, 1922`de de Mareşalliğe terfi etti. 1924-1944 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı yaptı. Yaş haddinden emekliye ayrıldı. TBMM`de 14 Ağustos 1923`e kadar Kozan Milletvekili olarak görev yaptı. Daha sonra İstanbul Milletvekili seçildi. 31 Ekim 1924`te milletvekilliğinden istifa etti. 1946-1947 yılları arasında İstanbul Bağımsız Milletvekili olarak TBMM`de görev yaptı. İstanbul`da öldü.

      Orgeneral
    Cevat ÇOBANLI
    (1871-1938)

          İstanbul`da doğdu.1891`de Harp Okulunu, 1894`te de Harp Akademisini bitirdi. Trablusgarp, Balkan ve I. Dünya Savaşları`nda görev aldı. Çanakkale Deniz Muharebeleri`nde üstün başarı kazandı. Harbiye Nazırlığı (1918), Genelkurmay Başkanlığı (1919) görevlerinde bulundu. 16 Mart 1920`de İstanbul işgal edilince tutuklanarak Malta`ya sürüldü. 1921 yılında yurda dönünce, Elcezire Cephesi Komutanı olarak Istiklal Savaşı`na katıldı. Büyük Zafer`den sonra bir süre 3`ncü Ordu Komutanlığı yaptı. 1923-1924 yılları arasında Elazığ Milletvekili olarak TBMM`de görev aldı. Orgeneral rütbesine yükseldi (1926). Askerî Şura Üyeliği, Generaller Askerî Mahkemesi Başkanlığı görevlerinden sonra 1935 yılında emekliye ayrıldı. İstanbul`da öldü.

     Orgeneral
    Yakup Şevki SÜBAŞI
    (1876-1939)

          Harput`ta doğdu. 1896`da Harp Okulunu, 1900`de de Harp Akademisini bitirdi. Balkan ve I. Dünya Savaşları`nda görev aldı. 1916 yılında Tümgeneralliğe terfi etti. 16 Mart 1920 günü İstanbul işgal edilince tutuklanarak Malta`ya sürüldü. 1921 yılı sonbaharında İnebolu`ya geldi. 2`nci Ordu Komutanı olarak istiklal Savaşı`na katıldı. 1922`de Korgeneral, 1926`da da Orgeneral rütbesini aldı. 1924 yılında Yüksek Askerî Şûra üyeliğine atandı. Bu görevde iken 20 Aralık 1939 tarihinde İstanbul`da öldü.

     

    Orgeneral
    Fahrettin ALTAY
    (1880-1974)

          İşkodra`da doğdu. 1900`de Harp Okulunu, 1902` de de Harp Akademisini bitirdi. Balkan ve I. Dünya Savaşları`nda görev aldı. İstiklal Savaşı`na Süvari Grup Komutanı, Süvari Kolordusu Komutanı olarak katıldı. Cumhuriyet`in ilanından sonra 2`nci Ordu, 1933`ten itibaren de l`nci Ordu Komutanlığı görevlerinde bulundu 1921`de Tümgeneral, 1922`de Korgeneral ve 1926`da da Orgeneralliğe terfi etti. 14 Ekim 1945`te Yüksek Askerî Şûra Üyesi iken emekliye ayrıldı. TBMM`de I. Dönem Mersin, II. Dönem İzmir ve VIII. Dönem Burdur Milletvekili olarak yasama çalışmalarına katkıda bulundu. İstanbul`da öldü.

     

    Orgeneral
    Kazım Fikri ÖZALP
    (1882-1968)

          Makedonya`da Köprülü`de doğdu. 1902`de Harp Okulunu, 1905`te de Harp Akademisini bitirdi. Balkan ve I. Dünya Savaşlarında görev aldı 61. Tümen Komutanı iken İstiklal Savaşı`na katıldı Kocaeli Bölge Komutanı, Mürettep Kolordu Komutanı ve 3`ncü Kolordu Komutanı olarak yararlı hizmetler yaptı. 1921`de Tümgeneral, 1922`de Korgeneral rütbeleri verildi. 1922 yılı başında Millî Savunma Bakanı oldu 1926`da Orgeneralliğe terfi ettikten bir yıl sonra askerlikten emekliye ayrıldı. TBMM `de I-VIII, Dönem Balıkesir, IX. Dönem Van Milletvekili olarak görev yaptı. 1924-1935 yılları arasında TBMM Başkanlığı görevinde bulundu. 1935`te tekrar Milli Savunma Bakanı oldu. Ankara`da öldü.

     

    Orgeneral
    Abdurrahman Nafiz GÜRMAN
    (1882-1966)

          Bodrum`da doğdu. 1903`te Harp Okulunu, 1906`da da Harp Akademisini bitirdi. Trablusgarp; Balkan ve I. Dünya Savaşlarında görev aldı. 8 Şubat 1921 tarihinden itibaren İstiklâl Savaşı`na katıldı. 1926`da Tümgeneral 1930`da Korgeneral ve 1940 yılında da Orgeneralliğe terfi etti. 2`nci Ordu Komutanlığı (1940-1945). Yüksek Askeri Şûra Üyeliği (1945-1949) yaptıktan sonra Genelkurmay Başkanlığına getirildi (1949). Bu görevinden 6 Temmuz 1950`de emekliye ayrıldı. 27 Mayıs 1960 hareketinden sonra oluşturulan Kurucu Meclise üye seçildi. İstanbul`da öldü.

     

    Orgeneral
    Mustafa İsmet İNÖNÜ
    (1884-1973)

          İzmir`de doğdu. 1903`te Mühendishane-i Berrî-i Hümayunu(Topçu Okulu), 1906`da da Harp Akademisini bitirdi. Balkan ve I. Dünya Savaşlarında görev aldı. 1920 yılı başlarında Ankara`ya gelip İstiklâl Savaşı`na katıldı. Genelkurmay Başkanlığı, Batı Cephesi Komutanı olarak başarılı hizmetler yaptı. I. ve II. İnönü Muharebelerini zaferle sonuçlandırdı. 1921`de Tümgeneral, 1922`de de Korgeneralliğe yükseldi. Mudanya ve Lozan Konferanslarında TBMM Hükûmetini temsil etti. Cumhuriyet ilan edilince Başbakanlığa getirildi. 1926`da Orgeneralliğe yükseldi. Ertesi yıl askerlikten emekliye ayrıldı. TBMM`de 40 yıldan fazla milletvekilliği yaptı. Başbakanlık (1923-1924, 1925-1937, 1961-1965), Cumhurbaşkanlığı (1938-1950) görevlerinde bulundu. Ankara`da öldü.

    Korgeneral
    Nurettin (SAKALLI)
    (1873-1932)

          Bursa`da doğdu. 1893`te Harp Okulunu bitirdi. 1897 Osmanlı-Yunan, Trablusgarp, Balkan ve I. Dünya Savaşlarında görev aldı. Irak Cephesi`nde Basra ve Bağdat Valiliği görevlerini de üstlendi.1918`de Tümgeneralliğe terfi etti. Mondros Ateşkes Anlaşması`ndan sonra 1919 yılında kısa süre Aydın ve izmir Valiliği görevlerinde bulundu. Temmuz 1920`de Anadolu`ya geçerek Merkez Ordusu Komutanlığı, l`nci Ordu Komutanlığı görevleriyle İstiklâl Savaşı`na katıldı. 31 Ağustos 1922`de rütbesi Korgeneralliğe yükseltildi. 1924`te Yüksek Askeri Şûra Üyeliğine atandı. Bursa Milletvekili seçilmesi üzerine 1925 yılında askerlikten emekliye ayrıldı. İstanbul`da öldü.

     

    Korgeneral
    Nihat ANILMIŞ
    (1878-1954)

          Filibe`de doğdu. 1896`da Harp Okulunu, 1900`de de Harp Akademisini bitirdi. Balkan ve I. Dünya Savaşlarında görev aldı. 1915 yılında Tümgeneralliğe terfi etti. Elcezire Cephesi Komutanı olarak İstiklâl Savaşı`na katıldı. Zaferden sonra Askerî Yargıtay Başkanlığına atandı. 1928`de rütbesi Korgeneralliğe yükseltildi. 1942 yılında emekli oldu. Ankara Milletvekili seçilerek 1942-1943 yılları arasında TBMM`de de görev yaptı. İstanbul`da öldü

     

    Korgeneral
    Ali Fuat CEBESOY
    (1882-1968)

          İstanbul-Salacak`ta doğdu. 1902`de Harp Okulunu, 1905`te de Harp Akademisini bitirdi. Trablusgarp, Balkan ve I. Dünya Savaşları`nda görev aldı. 1917 yılında Tümgeneralliğe terfi etti. İstiklâl Savaşı`nın başlangıcında, Batı Anadolu Genel Kuvâ-yi Milliye Komutanı ve Batı Cephesi Komutanı olarak savaşa katıldı. 1920 yılı sonunda Moskova Büyükelçiliğine atandı. 1922`de TBMM ikinci Başkanı oldu. Korgeneral (1923) rütbesiyle 1927 yılına kadar Ordu Komutanlığı ve Milletvekilliği yaptı. TBMM`de I-II. Dönem Ankara, IV-VIII. Dönem Konya, IX. Dönem Eskişehir, X.-XI. Dönem İstanbul Milletvekili olarak görev aldı. TBMM Başkanı (1948), Bayındırlık Bakanı (1939-1943), Ulaştırma Bakanı (1943-1946) olarak devlete hizmet etti. İstanbul`da öldü.

     

    Korgeneral
    Musa Kâzım KARABEKİR
    (1882-1948)

          İstanbul`da doğdu. 1902`de Harp Okulunu, 1905`te de Harp Akademisini bitirdi. Balkan ve I. Dünya Savaşları`nda görev aldı. 1918 yılında Tümgeneralliğe terfi etti. 15. Kolordu Komutanı iken Mustafa Kemal Paşayı ve Milli Mücadele`yi destekledi. Doğu Cephesi Komutanlığı sırasında Kars, Ardahan, Artvin`in işgalden kurtarılmasını sağladı. 1920 yılında, rütbesi Korgeneralliğe yükseltildi. l`nci Ordu Komutanlığı yaptı (1923-1924). 1927 yılında askerlikten emekliye ayrıldı. TBMM`de I. ve II. Dönem Edirne, V. ve VIII. Dönem İstanbul Milletvekili olarak görev aldı. 1946-1948 yılları arasında TBMM`nin başkanlığını yaptı. Ankara` da öldü.

    Korgeneral
    Musa Kâzım KARABEKİR
    (1882-1948)

          İstanbul`da doğdu. 1902`de Harp Okulunu, 1905`te de Harp Akademisini bitirdi. Balkan ve I. Dünya Savaşları`nda görev aldı. 1918 yılında Tümgeneralliğe terfi etti. 15. Kolordu Komutanı iken Mustafa Kemal Paşayı ve Milli Mücadele`yi destekledi. Doğu Cephesi Komutanlığı sırasında Kars, Ardahan, Artvin`in işgalden kurtarılmasını sağladı. 1920 yılında, rütbesi Korgeneralliğe yükseltildi. l`nci Ordu Komutanlığı yaptı (1923-1924). 1927 yılında askerlikten emekliye ayrıldı. TBMM`de I. ve II. Dönem Edirne, V. ve VIII. Dönem İstanbul Milletvekili olarak görev aldı. 1946-1948 yılları arasında TBMM`nin başkanlığını yaptı. Ankara` da öldü.

     

    Halide Edip ADIVAR
    (1882-1964)

          İstanbul`da doğdu.1901`de Üsküdar Amerikan Kız Kolejini bitirdi. Öğretmenlik ve müfettişlik görevlerinden sonra İstanbul Darülfünununda(Üniversitesinde) Batı Edebiyatı dersleri okuttu (1918-1919). İstiklâl Savaşı başlayınca Ankara`ya geçti. "Halide Onbaşı" olarak savaşa katıldı. Kadınların savaşa katkısını artırdı. 1926-1938 yılları arasında Avrupa ve Amerika`da yaşadı. Yurda döndükten sonra on yıl İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Edebiyatı kürsüsünü yönetti. 1950-1954 yılları arasında İzmir Milletvekilliği yaptı. Roman, hikâye, oyun, anı türlerinde eserler verdi. Türk`ün Ateşle imtihanı, Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Dağa Çıkan Kurt adlı kitaplarında İstiklal Savaşı`nın olaylarını işledi. İstanbul`da öldü.

       

    Kara Fatma (Fatma Seher ERDEN)
    (1888-1955)

          Erzurum`da doğdu. Subay Derviş Beyle evlenip Balkan Savaşı`na katıldı. I. Dünya Savaşı`nda 9-10 kadınla Kafkas Cephesi`ne gitti. Eşleri Ermenilerce şehit edilmiş kadınlarla Ermenilere karşı çarpıştı. Milli Mücadele döneminde oğlu, kızı ve kardeşleriyle beraber Bursa ve İzmit`in düşman işgalinden kurtarılması için çalıştı. 300 kişiyi aşkın müfrezesiyle Sakarya ve Başkomutan Meydan Muharebeleri`ne katıldı. Üsteğmen rütbesiyle emekli oldu. Emekli maaşını Kızılaya bağışladı. 1954 yılında TBMM`ce kendisine tekrar aylık bağlandı. Ertesi yıl Erzurum`da öldü.

     

    Şahin Bey
    (1877-1920)

          Antep`te doğdu. Asıl adı Mehmet Sait`tir. Şahan Bey olarak da bilinir. Rüştiyeden ayrılıp er olarak Yemen Cephesi`ne gitti. Alayını, mahsur kaldığı Aynelcebel Kalesi`nden kurtardığı için teğmen yapıldı. Balkan Savaşı ile I. Dünya Savaşı`nda Çanakkale, Romanya ve Filistin cephelerinde görev aldı. Mondros Ateşkeş Anlaşması`ndan sonra, Nizip Askerlik Şubesine atandı. Fransızlar Antep`i işgal edince, Kilis Kuva-yı Milliye Komutanı olarak işgal kuvvetleriyle çarpıştı. Uzun süre, Fransızların Antep`e destek kuvvet göndermesine engel oldu. Bostancı sırtlarında Fransızları Antep`e sokmamak için kahramanca savaşırken şehit düştü

     

    Sütçü İmam
    (1884-1922)

          Maraşlı olup asıl adı Ali, lakabı Hacı imam`dır.Uzunoluk Mescidinde imamlık yaparken aynı zamanda süt de sattığından "Sütçü imam" olarak da bilinmekteydi. İşgalci Fransız kuvvetleri içindeki Ermeni askerlerin Müslüman kadınlara sarkıntılık etmesi üzerine çıkan olaylarda, bir Fransız askerini öldürüp şehrin dışına çıkarak Maraş`ta bağımsızlık mücadelesini başlattı. Fransızlar, Maraş`tan kovulduktan sonra şehre döndü. Belediyece kaledeki topun idaresiyle görevlendirildi. Abdülmecit Efendi, TBMM tarafından halife seçilince 101 pare kutlama atışı yaparken barutun ateş alması sonucu yaralandı. 22 Kasım 1922`de öldü.

     

    Hasan Tahsin Bey
    (1888-1919)

          Selanik`te doğdu. Asıl adı Osman Nevres`tir. 1916 yılında "Hasan Tahsin" lakabını aldı ve bu tarihten sonra hep bu adı kullandı. Şemsi Efendi ve Feyziye okullarını bitirdi. Paris Sorbonne Üniversitesinde siyasal bilgiler öğrenimi gördü. Bu üniversiteden mezun olup olmadığı bilinmiyor. 1918 yılında İzmir`e gelip ticaretle uğraşmaya başladı. 11 Kasım 1918 tarihinde Hukuk-ı Beşer gazetesini yayımlamaya başladı. Sulh ve Selamet Cemiyetinin İzmir şubesini kurdu. Yunanlıların İzmir`e asker çıkardığı 15 Mayıs 1919 günü işgal kuvvetlerine ilk kurşunu attı ve orada şehit edildi

       

    Köprülülü Hamdi Bey
    (1886 – 1920)

          Makedonya’nın Köprülü kasabasında doğdu. Mülkiye Mektebini bitirdi. Çeşitli ilçelerde kaymakamlık yaptı. İzmir’in işgalinden sonra Burhaniye Kuva-yı Milliye Komutanlığına getirildi. I. Anzavur İsyanı’nın bastırılmasında görev aldı. 26 / 27 Ocak gecesi Gelibolu Yarımadası’ndaki Akbaş Cephaneliği’ne baskın düzenleyerek buradaki silahları karşı kıyıya geçirmeyi başardı. 17 Şubat 1920 günü, Biga’da Kuva-yi Milliye’yi yok etmek için çalışan Ahmet Anzavur’la giriştiği mücadele sırasında şehit düştü.

     

    Yörük Ali Efe
    (1895-1951)

          Aydın-Sultanhisar ilçesinin Kavaklı köyünde doğdu. Yunan işgali üzerine, Aydın`da ilk Kuva-yı Milliye müfrezesini oluşturarak silahlı mücadeleyi başlattı. Kuva-yı Milliye döneminde Menderes ve Havalisi Komutanlığını yaptı. İstiklâl Savaşı`nda, milis kuvvetleriyle, ilk defa düzenli orduya katıldı. Nazilli Cephesi`nde Yunan kuvvetleriyle kahramanca çarpıştı. Diğer efelerin, zeybeklerin Millî Mücadele`ye katılmasına öncülük etti. 23 Eylül 1951 tarihinde öldü.

     

    Yahya Kaptan
    (1891-1920)

          Makedonya`nın Köprülü kasabasında doğdu. Balkanlarda Bulgar komitacılara karşı savaştı. Balkan Savaşları`nda Osmanlı Ordusuna gizli bilgiler sağladı. Teşkilât-ı Mahsusa (Gizli Örgüt)`da görev aldı. I. Dünya Savaşı`nda Balkan Yarımadası ve Irak Cephesi`nde görev yaptı. Ankara`da TBMM açılınca İstanbul`da Bekir Ağa Bölüğü`ne baskın düzenleyerek tutuklu bulunan vatansever ve aydınları kurtarıp Anadolu`ya geçmelerini sağladı. Gebze`de Kuva-yı Milliye`yi oluşturarak komutanlığını üstlendi. İstanbul Hükümetinin gönderdiği kuvvetler tarafından yakalandı. Başı kesilerek şehit edildi.
     

    İSTİKLAL MADALYALI AKBABA KÖYÜ İMAMI

    Bir Kuvva-yı Milliyeci Öyküsü

                                         

    Birinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği yıllar…

    Akbaba Köyü iki tepe arasında yemyeşil bir vadide yer alır. Kuzeye doğru gidildiğinde Ahmet Mithat Efendi''nin çiftliği vardır. Bu civarda bulunan Çiftlik tepede yerleşmiş olan topçu birliklerinin kumandanı bir gün Mükerrem Efendiyi sohbete çağırır. Ülkenin durumu hakkında, bölgenin durumu hakkında konuşmaya başlarlar. Bu arada uzaktan top sesleri duyulur. Karadeniz girişi Akbaba''ya kuş uçuşu çok uzakta değildir. Rus donanması Karadeniz girişinde boğaz kıyısındaki birliklere ve yerleşim yerlerine taciz ateşine başlamıştır.Her ne kadar hedef Akbaba değilse de kumandan Mükerrem Efendiyi köye geri gönderir ve top seslerini çok yakında duyacak olur ise yere yatmasını söyler. Mükerrem Efendi köye doğru koşmaya başlar, Köşk yanı mevkiinden geçerken yakınlara düştüğünü hissettiği bir top mermisinden korunmak için yere yatar. Şarapnel ve mermilerin yakından geçtiğini hisseder, Köye girer, köyde bir telaş görür. Bir beygir arabasının üzerinde kanlar içinde birileri yatmaktadır. Merak ve heyecanla bakar, Çanakkale''de asker olup izinli gelen Abdi ve nişanlısı Zeliha''dır arabada yatan. Az önce üzerinden geçen top mermisi köyün ortasına düşmüş, Abdi ve nişanlısını anında şehit etmiştir. Mükerrem Efendi çok duygulanır, öfkelenir. Kim bilir belki de kurtuluş için ilk kıvılcım o anda yanar. Üzüntü ile öfke ile dualar arasında Abdi ve nişanlısı toprağa verilir. Ama gönüllerde ilk ateş yanmaya başlamıştır artık, çalışmak çok çalışmak gereklidir.


     

    Büyük savaş biter, Osmanlı yenilir. Artık acı ve sıkıntılı bekleyiş başlamıştır. Beklenen gün gelir, işgaller başlar. Beykoz''da çok Rum bulunduğu için, İstanbul''u işgal eden İngiliz komutanlığı Rumlara hoş görünmek için Beykoz vapur iskelesinin çıkışını Yunan bayrakları ile doldurur, öyle ki vapurdan inen bir kimsenin bayraklar yüzünün değmeden dışarı çıkması mümkün değildir. O yıllarda Beykoz halkı için tek ulaşım yolu vapurdur. Plan sinsice, haince düzenlenmiştir. Mükerrem Efendi bir gün ürünlerinin satışı için İstanbul’a gider. Gidişinde boş olan iskele, dönüşünde bayraklarla dolmuştur. İskelenin inişinde kala kalır Mükerrem Efendi. Ya bayrakların arasından sürünerek inecek, ya da vapurda kalacaktır. Yediremez kendine, kabullenemez bu zulmü, vapura geri döner.

    Son iskele olan Anadolu Kavağı’nda iner vapurdan. Hayli uzun olan yolu yürüyerek kat eder, köyüne, evine Yunan bayraklarına değmeden geri döner.


    Düşman Beykoz''a yerleşmiştir bir sefer ve onlar işgal güçleridir. Zulüm ve eziyet sürmektedir. Beykoz''dan Akbaba, Dereseki, Fener, Alibahadır, Riva ve daha birçok köye gidiş yolunun başı olan Şahinkaya ve Çifteçınarlar bölgesine yerleşir işgal güçleri. Gelen geçen köylüleri tutarlar, ürünlerine el koyarlar, eziyet ederler.

    Bir gün Deresekili Şatafçı İsmail Ağa beygiri ile iki çuval fasulyeyi Beykoz''a götürmek üzere bu bölgeden geçerken askerler yolunu keser, sonrası bilinmez. Beygiri yolu bulup eve yalnız dönünce yakınları telaşlanır, aramaya başlarlar. İsmail Ağanın başı kesilmiş cesedini bir yol kenarında bulurlar. Bu korku ile köylüler uzun süre bu yoldan geçemezler. Ancak yoksulluk korku tanımaz. Mükerrem Efendinin fasulyelerinin toplanma zamanı gelmiştir. Fasulyeler toplanacak, Beykoz''a götürülecek, İstanbul''a giden motora verilecek sonra gelecek para beklenecektir. Mükerrem Efendi fasulyeleri beygirine yükler, nasılsa kimseye rastlamadan motora teslim eder, ama yolun bir de dönüşü vardır. Korktuğu başına gelir, dönüşte askerler yolunu çevirir, üzerini ararlar. Ancak sadece iki pul (para) bulabilirler. Öfkelenir askerler, pulları suratına atıp, birkaç yumruk vururlar, yolun kenarına atarlar. Mükerrem Efendi artık yapılanları hazmedemeyecek durumdadır. Mutlaka bir şeyler yapılmalıdır, mutlaka. Bu arada Mustafa Kemal Samsun''a çıkmıştır. Anadolu örgütlenmeye başlar. Bir süre araştırmanın ardından Mükerrem Efendi Kuvva-yı Milliye''nin Beykoz teşkilatını kurar.


    Anadolu''nun askere ihtiyacı vardır, silaha, cephaneye ve paraya ihtiyacı vardır, insanların da özgürlüğe kurtuluşa ihtiyacı vardır. Bunların toparlanması bir avuç Kuvva-yı Milliye gönüllüsünün işidir. Mükerrem Efendi de bunlardan biridir. İstanbul yakasında

    toplanan askerler işçi görünümü ile Yeniköy''den Beykoz tabakhanesine gelirler. Burada Mükerrem Efendi onları toparlar, dağ yollarından Karakulak sırtlarındaki Gökkaya mevkiinde geçici olarak yerleştirir.İlk sevkıyata kadar Akbaba fırınından ekmek alır, köyden erzak toplar. Geceleri çuvalla sırtında taşıyarak asker adaylarına götürür. Bu arada tekke olan evinin altında bulunan depoda

    silah ve cephane saklanmaktadır. Zamanı gelince askerleri ve cephaneyi yaklaşık on iki saatlik yürüyüşle Şile askerlik şubesine götürür. Sonra takalarla yapılan yolculuk başlayacak ve askerler,

    cephaneler Anadolu''ya ulaşacaktır.Bu arada Beykoz Jandarma Komutanlığında bulunan Bozhaneli Ziya Çavuş yardım etmektedir. Aynı zamanda da kiracı olarak Akbaba''daki tekke evinde oturur. Evin altında Anadolu''ya sevk edilmek üzere fazla miktarda silah ve cephanenin bulunduğu günlerde bir gün Ziya Çavuş, Mükerrem Efendiye bir baskın yapılacağının haberini aldığını ikaz eder. Cephanenin o günlerde Şile''ye gönderilmesi mümkün değildir. Düşmana teslim etmektense yapacak bir tek şey vardır, yok etmek. Tekkenin bahçesinde derin bir kuyu vardır, tüm cephane kuyuya doldurulur. Belli olmaması için üzeri taşlarla doldurulur. Üzeri toprakla doldurulup bahçe haline getirilir. Hemen arkasından askerler baskına gelir, bütün evi ararlar. Yüklerden yatak ve yastıkları çıkartıp süngülerle param parça ederler. Hiçbir şey bulamayınca giderler. Baskın kazasız atlatılır ama o günün koşulları içinde cephaneyi kuyudan çıkarmak mümkün olmaz, cephane orada kalır. Mükerrem Efendi’den yakınlarına cephanenin insanlara zarar vermemesi için kuyu civarını kesinlikle kazmamalarını tembihler. Yıllar geçer kuyunun izi tamamen kaybolur. Bahçe el değiştirir, üzerinden üç nesil geçer. Herhalde o cephane şimdi de toprağın derinlerinde bekliyordur.


    Ancak zor günler hemen geçmeyecektir. Bir zaman sonra Ziya Çavuş haber gönderip Yunan askerlerinin tekrar köyü basacağını söyler. Bu sefer durum daha kötüdür, sadece arama yapılmayacak Mükerrem Efendi de götürülecektir. Köyü terk etmeleri gerekmektedir. Zaten Mükerrem Efendinin eşi Hafize Hanım bir bohçayı hep hazır tutmaktadır. Bu bohçada birkaç mum, bir kibrit ve küçük çocuklarının birer kat giysisi vardır. Bu haber gelince bohçalarını alırlar ve Anadolu Kavağına bir dostlarının yanına kaçarlar. Köy fırınının üzerindeki tek göz odada birkaç gün saklanırlar. Üç gün sonra döndüklerinde iki katlı ahşap evlerini darmadağın edilmiş, kapı ve pencereleri kurşunlanmış bulurlar. Evin bahçe tarafını tamamen kaplayan mor salkımın gövdesine kurşunlar isabet ettiğinden salkımı kurumuş olarak bulurlar. Mücadele bir kez daha kaldığı yerden devam eder.


    Böyle mücadele yılları geçip gider ve kurtuluş gerçekleşir. Bir gün Akbaba''ya bir haber gelir. Türk askeri İstanbul''a ve Beykoz''a gelmiştir. Vapur iskelesindeki Yunan bayrakları indirilir, yerine Türk bayrakları konur. Bu haberi alan Mükerrem Efendi iskeleye koşar, sadece yıllar öncesinin acısını çıkarırcasına alnını Türk bayraklarına değdirmek için.


    Cumhuriyetin ilan olduğu yıllarda Mustafa Kemal ilk defa Yalova yolu ile İstanbul''a gelecektir. Mükerrem Efendi ve Beykozlular bir Şirket-i Hayriye vapuru kiralayıp Atatürk''ü Marmara''dan karşılamaya giderler. Sonra hep birlikte Dolmabahçe Sarayı''na gelirler. Atatürk orada İstanbullulara ve Kuvva-yi Milliyecilere yönelik bir konuşma yapar. Sonunda Kuvva-yi Milliye''ye mensupları olan tahminen 25 kişiye İstiklâl Madalyası ve beraatını verip birlikte resim çektirirler. (Kendisi söylemedi, vefatından sonra başka yerden alınan bilgidir.) Atatürk veya arkadaşları o gün Mükerrem Efendiye; hocam sizi mecliste mebus olarak görmek isterdik der. O da cevaben “benim gayem işgal olunan yurdumun düşmandan temizlenmesi, hasretini çektiğim yurdumun bayrağına tekrardan kavuşmaktı. Şükürler olsun bugünü gördüm, benim yerim camiler ve mihraplardır, siz oraya daha layık olanları bulabilirsiniz” dediği söylenir…

     

     

    OĞLU ABDÜSSEMİH YAVRUTÜRK''ÜN ANLATIMI İLE YAŞAM ÖYKÜSÜ


    Buharalı Şeyh Abdülhakim Efendinin oğlu Mükerrem Efendi 1880 yılında Akbaba''da dünyaya geldi. 10 yaşında babasını kaybedince Eyüp''teki Buhari teknesinin mensupları tarafından Beşiktaş Sinanpaşa Camii Medresesine hafızlık için gönderildi. 13 yaşında hıfzını bitirdiğinde ağabeyi ile Akbaba Sultan Camii''nde hafız cemiyeti yapılıyordu. O gün Beykoz''dan Fener''e gitmekte olan Fener''li Hamdi Efendi öğlen namazını kılmak için Camiye uğradı. İki kardeşin Kuran''larını dinlerken çok ağladı, duygulanarak şöyle dua etti; “Yarabbi! Oğullarımı Hafız yapamadım, bana hafız damatlar nasip et” dedi. Duası kabul olmuş ki 14 sene sonra Mükerrem Efendi bir vasıta ile Fenerli Hamdi efendinin kızı Hafize Hanım ile evlendi. 14 yaşında Fatih Medresesinde fıkıh tahsiline başladı. Bu arada Beşiktaş''taki Yıldız Camisinin hocası hattat Nuri Efendi''den (Tülin Korman''ın babası) o zamanın en geçerli mesleği olan Hat dersi almaya başladı. Kısa zamanda büyük Hattatlar gibi yazı yazmaya başladı. Hocası bir gün ona; çok güzel yazıyorsun ama bundan ekmek yemeyi umma çünkü bir zaman sonra yazılar kalkacak diyerek 35 sene sonraki harf inkılâbını ona bildirmiş oldu. (Mükerrem Efendi, Nuri Efendi için kalp gözü açık bir evliya idi derdi) Bütün eğitimlerini bitirdikten sonra 17 yaşında Akbaba Sultan Camii''ne imam olarak atandı.

    Kurtuluş savaşında Anadolu''ya asker ve cephane aktarılmasında büyük yararlık gösterdiği için İstiklal Madalyası ile onurlandırıldı. Tüm yaşamı boyunca kazandığı madalyaya layık oldu, daima ilerici düşüncelerini korudu ve Mustafa Kemal devrimlerine sadık yaşadı. Özellikle Cumhuriyet bayramlarını belki bugün bile yaşanmayan bir coşku ile kutladı, yetişebildiği her yerde kutlanmasına katkıda bulundu.
    II. Dünya savaşı sırasında camisinin cephanelik haline getirilmesinden sonra bahçesinde çitten bir minare yaptı, eski tekke binasını cami haline getirdi.
    1960 yılında hastalanarak evinde yaşama veda etti.

     

     


     

    TERÖRÜ GÖREN VARMI?
    A.Kadir AYAZOĞLU
    ULUSALCILAR MI SOLCU SAĞCILAR MI?..
    Av. Cemil Can
    DEĞİŞİM NEDİR? NE DEĞİLDİR?
    Vedat GENÇ
    KÜRTLERİN LOZAN´A GÖNDERDİĞİ TARİHİ MEKTUP
    Mehmet ARSLAN
    Siyasiler saçlarımızı yoluyorlar.
    Zeynep AYDINLIOĞLU
    CANAKKALE SEHIDLERINE
    Hakan ÜNAL
    KÜRESEL EKONOMİK KRİZ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER ...
    Suat Ziya AKÇAGÖZ



     MEB
     Il Milli Egitim Müdürlügü
     ILSIS Bilgi Sistemi
     Personel Genel Müdürlügü
     Talim-Terbiye Kurulu
     Ders Destek Merkezi
     E-Kütüphane
     Egitek
     Ilksan
     MEB Bilgi Edinme


    Aktif Ziyaretçi : 2
    Bugün Tekil: 21
    Toplam Tekil: 88480

     
     
     
     

     

    Kuvayi Milliye, amaçlarına uygun olarak insan haklarını
    ve gerçekleri savunur. Özgür düşünce ve ifade etme kişilerin
    kendi haklarıdır. Yayımlanan yazılardan yazarlar sorumludur.
     
    2009 İş Takvimi
    İlkyardım - Türk Kızılayı
     
     
     
    Türkiye Kuvayi Milliye Mücahitler Derneği İstanbul Şubesi
    Telif Hakkı 2009-2010 Dernek Yönetimi'ne Aittir. Her Hakkı Saklıdır.